30 Aralık 2012 Pazar

asosyallik

cumartesi ve pazar günümün bomboş olduğunu
hiçbir bok yapmadığımı söyleyen ev arkadaşımı huzurlarınızda kınıyorum.
Bana göre kış aylarında dışarıda hava eksi bilmem kaçsa en iyi şey evde oturmak film izlemek ve kitap okumaktır.
Gezmek sadece fellik fellik mağaza gezmek değildir.
en çok eleştirildiğim bir diğer nokta ise kendimden büyük insanlarla takılmam.
1. madde çok açık daha önce de söylediğim gibi iş yerinde herkes benden büyük
2. madde  ben İstanbul'dayken de hep kendimden büyüklerle takılırdım.
Daha çok eğleniyorum...
bilmiyorum ne desem ama bence herkes kendi işine bakmalı...
Senin de bir günün var sen napıyosun diye sorduğumda e benim sadece bir günüm olduğu için erkek arkadaşımla geçiriyorum, yapmak istediklerimi yapıyorum.
Bazen dayanılmaz acılar çektirecek insanlarla karşılaşma ihtimaliniz var ama siz sessizliğinizi koruyun!!!

27 Aralık 2012 Perşembe

Yaptım valla

Kendimle gurur duyuyorum!
Televizyonlarda çıkan kredi kartı mağdurlarından olmamak için pazartesi günü bir karar aldım.
Bu ay dahil iki ay boyunca alışveriş yapmayacağım(temel ihtiyaçlar hariç)
Ve dün ilk adımı attım.
Ev arkadaşım izinliydi.
Mangoda süper bir indirim vardı.
Beni baya baya kandırmaya çalıştı.
Ama Hayır! demeyi başardım.
Evde kaldım kukumav kuşları gibi.
Evlilik programı bile izledim
İnsanların öz güvenlerine hayran kaldım.
19-20 yaşındaki kızların ayy ben şöyle bir eş isterim bilmem böyle eş isterim tavırlarına şaştım kaldım.
Ama kendimle gurur duyuyorum...
Umarım bu şekilde devam ederim
Beni gaza getirmelisiniz siz de:)

23 Aralık 2012 Pazar

Severim tabii

Her insan evladı gibi ben de severim noeli ahahha,
Salı ve Çarşamba günü iş yerim kapalı olacağından daha bir severim noeli,
tatlış tatlış hediyeler masamı donatırken, insanlara hediyelerini verirken yüzlerindeki tatlı tebessümü görünce de çok severim noeliii:)

20 Aralık 2012 Perşembe

Mayalar

Ben 21 Aralık ile ilgili yapılan tüm her şeye kıçımla gülerken, bugün iş arkadaşımın gayet bilir şekilde;
" Yüzyıllar önce yaşamış olan ve hiçbir teknolojik araç gerece sahip olmayan Mayaların Halley yıldızınız geçişini 27 saniyelik hata farkıyla bilmeleri çok garip" demesiyle nasıl ya olmam bir oldu. Ama ardından o da bu dünyanın sonu olaylarına falan inanmadığını ekledi.
Bugün bu kadar teknolojiyle hava durumunu tahmin edemeyen bir ülkenin vatandaşı olarak Mayaları ayakta alkışlıyorum.
Zira çoğu kez rezil oldum.
Yarın hava nasıl olacakmış ona göre Beypazarı'na gidelim diyen arkadaşlarıma;
Ayy meteoroloji yarın sağanak yağış var ayrıca çok bulutlu diyor dediğimin ertesi günü mayolarını giyip Sıhhıye'nin o mis kokulu havuzunun kenarına şezlongunuzu yerleştirip güneşlenebilirdiniz...
Tanrım!!!

19 Aralık 2012 Çarşamba

Bi teklifim var

Çok severek takip ettiğim Leylak Dalı'nın blogunda bir etkinlik vardı...
Herkes kitaplığının fotoğrafını çekip gönderiyordu ve sevgili Leylak Dali yayınlıyordu.
Benim fikrim ise bir kahve ve kitap manyağı olarak ( ki şuanda Türk kahvemi yudumlamaktayım);
Kitabınıza eşlik eden içecekle birlikte çekilmiş bir fotoğrafı blogunuz linkiyle bana yollamanız... Böylece ben de blogumda yayınlayacağım....
İlk fotoğraf benden gelsin;
Bana suzan_agac@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz:)


17 Aralık 2012 Pazartesi

Cennet içinde cehennem

Korkuyorum,
sebepleri belli...
Benim gibi çok ama çok korkan var mı acaba?

Böylesi var mı?

Gerçekten karşıma erkek gibi erkek çıksın yani..
Mümkünse kırmızı, mor, yeşil renkli menkli pantolon giymesin allasen...
Adam gibi adam olsun.
Valla höt dedi mi akan sular durmalı, pısırık olmamalı..
Allasen boyu benle bir olmasın benim boyum ne ki sanki..
İşet erkek dediğin böyle olmalı.
Otağında otlayan öküz değil:D

16 Aralık 2012 Pazar

13 Aralık 2012 Perşembe

Yere bakan yürek yakan

Heyt beeee Kadir'e bak sen abisinin ağzına etti Aysel için
kendisi yapıştı kızın dudaklarına sarhoş değildi yani insan bi duble rakıyla sarhoş olmaz...
Bir de böyle duygu sömürüsü yapmalar falan
Yaaa ben bi de artık televizyon izlemicem demiştim!!!

o da olur bu da

Noel ağacını hazırladık ve köşeye koyduk. 
Üzerine kedicikler yerleştirdik.
Kediler ağaçları sever mi?
Elime kramp girdi.
Soru işaretini yapayım derken ağrıdan ölüyordum.
Eski insanları seviyorum ama eski kelimeleri sevmiyorum.
Türk sanat müziğini sevmem ama Endülüs'te Raks güzelmiş.
Öğle aralarım hiç yetmiyor....
Yemek mi yemeliyim mağaza mı gezmeliyim?
Yeni bi yasa çıksa ve artık her mağazanın 11 ay boyunca indirimde olup sadece 1 ay sezon fiyatında satabileceği söylense.
Ve insanlara bir çip takılsa hepimiz multilingual insanlar olsak.

12 Aralık 2012 Çarşamba

2013

Bir haftadır Susan Miller falan okuyup okuyup duruyorum.
Bir yandan da üzülüyorum şu Şirince'de falan rezervasyon yaptıranlara ...
21'inde patlayan sadece bir lastik olursa ne olacak acaba?
Satürn'de bana misafirliğe geldi 2 yıl boyunca ağzıma edecekmiş..
Ama bebeğim benim  bir Akrep olduğumu unutuyorsun!!
2013'de gezmek istiyorum....
Zaten kaç zamandır kendime bir liste yapma aşamasındayım...üşengeçlikten liste yapmaktan bile kaçınıyorum.
Listemin başında İngiltere var!!!
Dua edin de İngiltere'ye gittiğimde, tebdili kıyafet gezen Prens Harry ile karşılaşayım. Tipim değil ama olsun:)

Dinimiz amin

Bunlardan biri bana çıkarsa mutlu olurum gerçekten:) İnşallah bana çıkarlar dinimiz amin:)
Dürr-i Yekta'nın içinizi ısıtacak çekilişi için buraya;
 Pek Hanım Hanımcık'ın harika çekilişi için tık tık

11 Aralık 2012 Salı

göbekli bir spor hocası

Spora benim yarım kadar bir arkadaşımla gitmekle büyük bir hata mı yapıyorum?
Hocamın göbeğine dokunup "ooo hoca böyle olursa motivasyonu nerede bulacağım" dememeli miydim?
Yemeğin salçalısı kadının kalçalısı diyenler şimdi neredeler?

10 Aralık 2012 Pazartesi

Gurusun Donuz Huyum

Hatırlar mısınız bilmem ama, Leyla ile Mecnun'u anlamadığımı, sevmediğimi yazmıştım aylar önce.
Geçen gün (cuma günleri erken çıkıyorum) işten eve döndüm...
Yeşil fasulye yaptım akşam yemeği için sonra geçtim televizyonun karşısına.
Ne izlesem falan derken Trt de Leyla ile Mecnun vardı... Dedim açık kalsın hem uyurum.
Uzandım, uykuya dalmışım... Sonra bir şarkıyla uyandım.. Gözümü açtım Mecnun, İsmail Abi ve Yavuz binmişler bir geyik arabasına gökyüzünde turlarken elinde bağlama türküsünü söylüyorlar.
Hemen ayaklandım kendimce türküye uygun dans ettim:)
Ve izlemeye devam ettim diziyi.
Son iki gündür gördüğüm herkese-İtalyanlar dahil- bu türküyü dinletiyorum.



7 Aralık 2012 Cuma

Hava tamda istediğim gibi...

Şuanda hava tamda istediğim gibi.
Tek yapmak istediğim evime gidip, köşeme çekilip kitabımı okumak....

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bazı bazı

Kahve komasına girmiş durumdayım.
Ayılmak için buna ihtiyacım var.
Spora gittiğimi ve sonucundaki felaketi anlatmıştım.
Asıl bombayı dün yaşadım...
Dün koştur koştur ağzımıza edecek olan spinning dersine gittik.
Ben de kendi kendime dedim ki "lan bu sefer gözlüklerimi takayım da belki hareketleri yanlış görüyorumdur ondan kıçım başım ağrıyordur."
Hemen girdik salona, hoca durmuş yine bombastik şarkılar seçimini yapıyordu. Ben arkadaşla sopaları almaya gittiğimde beynimde dı dış dış dı dış melodisi çalındı.
neden mi??
Birkaç hafta önce gittiğim bi gecede içip içip sıçmıştım. O esnada bi çocuk - biz buna adam diyelim- ile tanıştım. adını söyleyince Rus musun falan dedim yok ben Almanım deyince kıçımla gülmüştüm. Bir sürü salaklık daha yapmıştım.
Ve bu adam- 30larında- sporda benimle aynı grupta... Ben koşarak arkadaşımın yanına gittim olayı en hızlı şekilde anlatmamla : " Mal o geçen deferde vardı" dedi.
Uzağı göremiyorum ama yuh yani kör de değilim.
Hiçbir hareketi doğru düzgün yapamadım.
O da bana bakıyor aynadan.
Hareketleri yaptım, yine terledim zaten stres olunca hep terledim.
Bitsin diye nasıl dua ediyorum.
Biter bitmez aşağı koştum.
Benle konuşacak mıydı bilmiyorum.
İmkan vermedim zaten.
Belki de hatırlamıyordur...
Öyle işte.
Bu da benden size olsun....

3 Aralık 2012 Pazartesi

neler neler

Şuanda takıldığım arkadaş grubu 40 yaş üzeri bayanlardan oluşuyor.
İş yerimde genç insan yok arkadaşlar.
Şikayetçi miyim, yok hatta baya memnunum.
hatta çoğu arkadaşımla geçirmediğim kadar güzel vakit geçiriyorum.
Cuma günü yapmamam gereken bir şey yaptım ve yine kendimi alışverişe verdim.
Ev arkadaşım Oxxo'da çalışıyor.
Önceden olsa Oxxo'nun kapısından geçmeyen ben şimdi oradan çıkmıyorum.
Düşünün yani 2'de işten çıktım. Saat 6'ya kadar orada oyalandım. Artık mağazadakiler ile baya kanka oldum.
Ev arkadaşımla beraber oradan çıktık kahve mahve derken saati 8 ettik, bir de güzel yağmura yakalandık.
Boynuma taktığım şalı kafama geçirince İran'dan gelen kadınlara benzedim.
Cumartesi günü uyurum diyerekten cuma gecesi yatağa gece saat  2'de girdim.
Sonra şöyle bir durum oldum ev arkadaşımın(bunda sonra kızan diyerek bahsedeceğim siz anlayın kim olduğunu) sevgilisinin başına gelen olayı hatırlayınca altıma ederek odamdan koşarak çıkışım  ve kızanımın odasına girişim bir oldu, geceyi korkudan ona sarılarak geçirdim.
Sevgilisinin başına gelen olay ise;
Kendisi gece bizden Eryaman'a kendine evine gitmek için yola çıkıyor.
Gece saat 3 gibi olay yerine vardığında arabayı park ederken birden arkadan birinin geçtiğini fark ediyor.
Önce yanlış anladığını düşünüyor fakat sonra yan camı yaşlı bir kadın tıklatınca çığlığı basıyor. Arabanın içinde baya bekledikten sonra koşarak apartmana giriyor.
Ben bu olayı duyunca baya dalga geçtim.
Tabi Cuma gecesi saat 2'de kızanın odasına gidince o da bana " sen misin benim sevgilime gülen" bakışları attı.
Ertesi gün alışkanlıktan mı bilmem sabahın 9'unda kalktım.
Bizim İtalyanlarla "dışişleri mensupları eşleri dayanışma derneği" nin düzenlediği kermese gittik.
Çok çok harika değildi.
Ama farklı faklı bir çok kültürden insan vardı ve ben birkaç bir şey aldım.
Belçika standından kartpostalların koyulacağı çok şirin vintage bir kutu ve Mısır standından bir papirüs.
İtalyan arkadaşlardan biri Bruna aslen Yunan fakat anne tarafından Mısırlı garip biraz karmaşık.
Bize falafel  yiyelim deyince biz de hayır demedik.
Tadı çok çok harika değil ama güzeldi.
Sonra stantları gezerken Pakistan'ın standından samosa böreğinden tattık.
Stanttaki her şey nohuttan yapılmıştı.
Kadına neyi sorsam hemen bunun içinde de nohut var dedi.
Dedim acaba Pakistan'da nohut bolluğu mu var????
Yalnız salon o kadar sıcaktı ki bayılacaktım. Resmen buhran geçirdim.
Oradan çıktık Hamamönüne gittik.
Bizimkiler daha önce buraya görmemişlerdi.
Safranbolu'ya ve Beypazarı'na gitmiştik. Hamamönü'de biraz buraları andırıyor aslında.
Hayran kaldı arkadaşlar.
Belki gittiyseniz bilirsiniz şişman bir kedi heykelinin olduğu güzel bir park var orada .Oraya oturduk havadan sudan konuştuk.
Camiye girmek istedi bizimkiler. Girdik, ben hayran kaldım davranış biçimlerine çünkü çok saygılıydılar.
Hamamönüde yetmedi oradan Kızılay'a geçtik. Mağazalara girdik Bruna kendine pantolon alacaktı ama maşallah o hiç bir şey almadı ben ve Rosaria yine kendimizi tutamadık.
Beraber önümüzdeki yıl için gezi planları yaptık eğer gerçekleşirse çok mutlu bir insan olabilirim:)

1 Aralık 2012 Cumartesi

yok yere

Yok yere hüzünlenmek...
bu sadece herkesten uzakta kalanlara mı mahsustur?
her şeyi duyduğu bir sesle anlamaya çalışan insanlar...
Yalnızım desen yalnız olmadığın, herkes etrafımda desen yapayalnız olduğun gerçeği..
Bu sadece uzakta olup aniden hüzünlenen insanlar için mi geçerlidir?

30 Kasım 2012 Cuma

Hepimizin içinde kötülük var

Neden mi?
Dün Kayıp Şehri izlerken,
Kendine masum diyen, namusu için yaşayan bir ailenin her bir ferdinin içindeki kötülüğü görünce midem bulandı.
Tamam belki benimde karşıma ilk etapta Aysel formatında bir bayan çıksa çekinirim ama Meryem'in yaptığı gibi suratına kapı çarpar mıyım?
Eee madem öyle niye kapısına çıkıp kahve istiyorsun?
İrfan'a gelince la sen nası bi bebesin demek istiyorum.
Sahip çıkamayacaksan hiç höt höt hareketler yapmayacaksın, ümit vermeyeceksin.
Hele İsmail..
Allah'ım bir insan bu kadar mı kıl kuyruk olur.
Tövbe yareppim!!!
Yemin ediyorum mal bebe.
Yemin ediyorum komşum olsalar sıraya dizip hepsini tokatlardım.
He anam bi siz temizli namuslu iyisiniz.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Bob Marley sorunsalı

          Bilmiyorum ama bana kalırsa yakında annemin söylediği sözlerin bile sonuna Bob Marley ismini yazıp ünlü sözler sayfalarına ekleyebilirler. En son twitter da bir arkadaşım şöyle yazmış ;
Babam"Derslerinden 5getirirsen sana bisiklet alacağım"derdi.Sırf bu yüzden 4getirdiğim derslerim oldu.Çünkü babamın parası yoktu.B.Marley
Merak ediyorum Karneye beş getirme muhabbeti ve karne hediyesinin bisiklet olması evrensel mi yoksa Bob Marley ölmedi de Türkiye de bir sahil kasabasına mı yerleşti??
           

23 Kasım 2012 Cuma

Aşığım, Aşıksın, Aşıklar


Ben, sevgili bloggerlar, hayatımda 3 kez delicesine âşık oldum… Birincisi lisede görür görmez aşık olduğum, bana göre dünyanın en yakışıklısı, çevremdekilere göre ise epeyce tipsiz genç ergen; Bay Soytarı. İkincisi üniversitede çok sevdiğim, uğrunda köpek gibi uluyarak ağladığım Bay Her Boku Bilen. Üçüncüsü ise kadınlarla pek ilgilenmeyen çok yakışıklı Bay Lady Gaga’nın Alejandrosu…
Bu üç kişi hayatımda çok önemli değişiklikler yaptılar diyemeyeceğim ne yazık ki. Lise yıllarımda Bay Soytarı yüzünden 20 dakikalık yolumu 1 saat uzatırdım. Ne utanç verici. Üniversite de bir yılım Bay Her Boku Bilen yüzünden çok acılı geçti. Gurur yapayım derken, aptalca şebeklikler içine girdim. Beni sevdiğini söyleyip ölesiye ağzıma etti Allah’ın cezası. Biri yüzünden diğer yakışıklı İtalyanları göz ardı ettim. Ne acı verici Tanrım.
Sonuç olarak, 24 yaşının son demlerinde, herhangi bir sevgili adayı olmayan biri olarak yalnızlar kulübünden hepinize saygılarımı sunuyorumJ

22 Kasım 2012 Perşembe

neydim ne oldum

Dans etmeyi sevdiğimi söylemiş miydim?
Küçükken salonun kapısını kapatır mala bağlarcasına dans ederdim.
Sonra kapı birden açılır, babam içine şeytan kaçmış kızını görür ve sessizce sırıtırdı.
Bende açılan kapının şokuyla ne yapacağımı şaşırır kaderime söverdim.
Sanki elinde bıçağıyla görgü tanığına rastlamış zanlı gibi paniklerdim
Lan alt tarafı dans ediyorum.
Allah için yıllar boyunca gizli gizli ettiğim bu danslar sayesinde çok kıvrak oldum kız.
Ki lisede en yakın arkadaşım da Sibel Can'ın en ince hali olduğundan dans kariyerime devam ettim
Beraber mezdekenin bir şarkısını açar (Her Türk kızının vazgeçilmezi) çeşitli figürlerle dans ederdik.
Sonra benim İtalya maceram boyunca herkesin gözdesi olmamda kaçınılmazdı. 
Alkışlarla ortaya alınmak ve aaaaa süper naralarını duymak beni mutlu ederdi.
Ama şuanda hımbıllaşan vücudumla eski şaşalı günlerimi geride bıraktım.
Yakında Hürriyetin " Neydiler ne oldular" başlıklı fotoğraf silsileli haberlerine kapak olabilirim 

19 Kasım 2012 Pazartesi

Şuanda

Kaymaklı ekmek kadayıfı istiyor canım, evet sabahım tamda bu saatinde.
Öyle ki görsem, çölde suya rastlayan bahtsız bedeviler gibi sevinirim...

15 Kasım 2012 Perşembe

Ohh no!!!

Vodafone'nun kafasını yaşamak istiyorum...
Gece 4'te bana mesaj atmışlar: Sayın bla bla aylık konuşma hakkınızın %80'ini kullandınız.
Sağol canım, ben gece 4 te çok severim böyle mesajlar almayı.
Çıt çıksa, uyurken kalkıp kolbastı yapabilecek bünyeye sahip olan bana bu mesaj çok iyi geldi.
Thank you!!!

14 Kasım 2012 Çarşamba

Tanrım sen sporculara yardımcı ol!!

Dün uzun araştırmalarımız sonucunda gitmeye karar verdiğimiz spor salonuna gittik.
Anam gitmez olaydık.
Neden mi?
Bendeniz hayatı boyunca spor yapmamış bir zatım.
Sadece bir ara dans kursuna gitmiştim. Vücudum hamlık derecesini anlamış olmalısınız.
Veee dün hocanın bacak ve kalça çalıştırma günüymüş.
Bizler ne kadar kötü olabilir diye düşünürken fonda Shakira Rabiosa çalmaya başlayınca üstüne bir de hoca haydi tempo hanımlar diye çığlık atınca boku yediğimizin farkına vardık.
Bundan sonrası ise kıçımızdan akan terler, bittikten sonra inilemeyen ve aynı şekilde çıkılamayan merdivenler.
Bugün ise yataktan çıkarken Allah beni bildiği gibi yapsın cümleleri.
Üstüne mal ben, bugün topuklu ayakkabı giydim evet bunu yaptım.
Ama ben bu bacak ve kalça hareketlerini yapmaya devam edersem ohhh süper fit olurum kızlarrrr

12 Kasım 2012 Pazartesi

Cesaret mi delilik mi???

Venedikten bir arkadaşımın arkadaşı "Sira" geçen hafta bendeydi...
Çok tatlı bir kız, iyi kalpli demem daha doğru galiba...
Hafta içi geldiği için gezilerinde ben ona eşlik edemedim.
Ama maşallah kızımız her yeri bulmuş, öyle ki Ulus Anadolu Medeniyetler Müzesi, Kale olmak üzere her yeri karış karış gezmiş. O gün öyle bir yağmur yağıyordu ki ben dedim hayatta bu kız çıkıp gezmez..
Yok anam çıkmış bir güzel gezmiş ve eve dönmüş..
Kalede Amerikalı bir çocukla tanışmış, oturup çay may içmişler.
Dönerken bindiği taksinin şoförü de bir güzel asılmış, bir şeyler içelim demiş...
Allah'ım bizim saftirik Sira'da adresimize kadar vermiş...Dedim canım olmadı benim nüfus kayıt örneğimi de çıkarttırıp verseydin yani..
Neyse; ertesi gün Anıtkabir'e gitti, orada bir ton ağlamış...
Mozoleye çiçek bırakan minik öğrencileri görünce dayanamamış...
Ki ertesi gün olan gün benim doğum günüm oluyor..
İş yerindekiler bana beğendiğim saati almışlar.. Casio retro...
Küçük dipnottan sonra kaldığımız yerden devam edelim;
Beraber baya dolaştık sonra eve döndük.
Ev arkadaşım bana pasta almış minnoşummm...
Birkaç arkadaş daha geldi, pastayı kestik hediyelerimi açtım hepsini çok sevdim..
Özellikle bir arkadaşım bir demet gül almış kendisi hem cinsim yani bir erkek değil...
Yalnızlığı görmüş olsa gerek.
Bu güller beni çok mutlu etti.
Saatler baya ilerleyip biz hafif bulduktan sonra dışarı çıktık..
Ehh Sira ertesi gün Kapadokyaya gideceğin için ona bir Ankara akşamı yaşatalım dedik..
Korkmayın kızı pavyona falan götürmedik.
İstese hemen karşı binada var bir kaç pavyon...
Ama kız tırsmasın, hazır Türkiye'ye aşık olmuş, aşkı nefrete dönüşmesin diye Retrox'a götürdük..
Oturduk, bir şeyler söyledik içmek için...
Problem burada başladı;
Çapraz masamızda oturan bir grup oğlan çocuğu dönüp dönüp bize bakmaya başladı.
Allah'ım ama öyle böyle bakma değil..
Öyle ki kendi arkadaşlarından biri bile " Abi kafanız mı güzel bakmayın artık" diye uyardı arkadaşlarını.
İçlerinden biri bir cesaret döndü bizim Sira'yla İspanyolca konuşmaya başladı..
Sira'da anlıyor ki İspanyolca-İtalyanca birbirlerine çok benziyorlar. Ben bile anladım çoğu şeyi...
Çocuk sonra döndü benim bi arkadaşa siz Türk müsünüz diye sordu.
Ben de dalga geçerek onlar Türk ben Erzincanlıyım dedim. 
Arkadaşlarım gülmeye başladı çünkü ben her şeyde araya Erzincan'ı katarım.
Kızlar Erzincan'dan nefret bile etmiş olabilirler.
Çocuk demesin mi aaa ben askerliğim Erzincan'da yaptığım Ankara'dan daha güzel diye!!!
Biz tabi kahkahalarla gülmeye başladık. Çocuk baya baya yazdı sonrasında.
Bunlar iki dakika sonra ayaklandılar;
Biz Cafe Bien'e gidiyoruz isterseniz siz de gelin diye sordular biz de hadi canım kolay gelsin dedik.
Çocuklar baya iyiydi ama sorun abaza olmalarıydı!
Cehalet geçici öküzlük baki derlerdi inanmazdım doğruymuş.

Benim asıl takıldığım nokta Sira...
Bu kız hangi cesaretle hiç dilini bilmediği bir ülkeye çıkıp geliyor?
İngilizcesi de yarım yamalak..
Onu bunu bırakın kız couchsurfing de bulduğu evlerde de kalıyor. Hay maşallah,
ben olsam korkudan altıma etmekten gece uyuyamam ki...
Allah hepimize deli cesareti versin inşallah

8 Kasım 2012 Perşembe

Bugün

Doğmuşum ben, fakat çoğu Türk insanına olduğu gibi nüfus cüzdanıma Ocak 1 yazılmış...
Bilenler ikisini de kutluyor...
Şuanda evde İtalyan bir arkadaşım var..
Ev arkadaşım Rus dili ve edebiyatı okuduğundan rusça bilir e bi de İngilizcesi çok iyi olan zamanında kangurular diyarında yaşamış bir arkadaşım da gelmişti dün bize.
Ev Birleşik Milletler için yapılan toplantılar gibi....
Dün bi arkadaşım daha bende kaldı odam savaş alanı gibi....
Biri bana yardım etsin...
Doğum günüm ya çok mutluyum

7 Kasım 2012 Çarşamba

Ne giysem

Actung!!
Yazsam da inanmayın, Almanca bilgim bunla sınırlı;
dün Berlin Kaplanı'nı izledim...
Ata Demirer harika canlandırmış gurbetçi türkü
dün izlerken aniden ev arkadaşıma; Lazca ile gurbetçi Türkçesi arasında çok ince bir çizgi var dedim...
Koptu...
Ama gerçekten öyle değil mi???
Zorlarsam ben de Almanca konuşurum, dile yeteneğim var ( totosu kalkmış insanım ben ya)

*****Ne giysem başlığına gelirsek....
          Sabah kalktığımda tuvalet faslı dahil olmak üzere 20 dk ne giyicem diye düşünüyorum öyle ki dolabın önüne yer sofrası kurucam yemek yerken bir yandan da dolaba bakıcam ne giyebilirim diye karar vermek için...
          Akşamdan hazırlayayım desem cık olmaz ben çalışkan görünen üşengeçlerdenim...

5 Kasım 2012 Pazartesi

Evet, evet

Hani bazı insanlar vardır,
Böyle tutup saçını başını yolmak istersiniz!!
Gözümün içine içine bakıp, hiçbir şey söylemeden geçen insanlar....
Ki ben her zaman merhaba apla, günaydım bacım diyerekten selam veririm(saygıda kusur etmem yani)
İşte bu insanlar tam da saçı yolunup suratına tükürülecek türdeler...
Allah'ım pandaların yerine lütfen bunlar nesli tükensin!!
Dinimiz amin

Allahım allahım

Şuanda önümde koca bir kavanoz nutella var yesem mi yemesem mi çok kararsızım,
ben yiyip yiyip kilo almayan kızlardan değilim,
ama tatlıya ihtiyacım var evet bu bir ihtiyaç...

4 Kasım 2012 Pazar

Relax, take it easy...

Fonda bu müzikle deliler gibi dans ediyorum...
Dinledikçe tüm insanlara sarılıp, Çiçek Çocukları gibi barışşş diye bağırasım bile var yani, böyle bir garibim bugün


2 Kasım 2012 Cuma

La bebe

Dışarıda davul zurna çalıyor, üzerinize afiyet oturduğum caddede 2 pavyon 2 düğün salonu mevcut...
Her cumartesi pazar ev arkadaşımla evde kalmış kız kuruları gibi cama çıkıp uğurlanan gelin ve damatlara pirinç atıyoruz!! şaka tabi ki ne bahtsızız diye dizlerimizi dövüyoruz tabi ki de...
Pavyon ise bir başka mevzu her gece içen amcalar naralar atarak uykumuzun içine edip karanlıkta kayboluyorlar.
Rus kızlar bir otobüsle her gece mütemadiyen pavyona taşınıyor.
Sen diyor duj verecek 100 euro yani,!!!
Yooo hayır buralar şehrin unutulmuş yerleri değil tam göbeği...
Anlayacağınız Baba benim adım elvan dalton ben gezerim balkon balkon...
Korkarım şivem bile değişti, şuanda devam eden düğün biterken camı açıp la bebe sen ne ettin diye bağırıcam ya da gidip iki misket oynıcam!!

1 Kasım 2012 Perşembe

İskarpinlerim

Her ayakkabıma isim koyduğum için bana gülenler var...
Napayım bağ kurmak suç mu?
Bugünkü ayakkabılarım adı Kaygan Baba çünkü Godfather style ve yürürken kaymama sebep oluyorlar.
24 yaşındaysanız ve uğraşacak hiçbir şeyiniz yoksa hayat çok zor

30 Ekim 2012 Salı

Ve ben

yine İstanbul'a gittim, 5 güne tüm sevdiklerimi sığdırmaya çalıştım. Kah güldüm kah sinirlendim.
Annemin farklı güçlere sahip olduğuna karar verdim.
Sabaha kadar dua etti... Kendi ritüelini yaparak garip bir şekilde olmayacak şeyi oldurdu.
Ve ben yine yeniden kendi evim olsun, katalogdaki evler gibi süsleyeyim diye dua ettim.
Zira başkalarıyla ortak yaşamın zor olduğu kanısındayım.
Kendimi yolculuklara vermek istiyorum. İlk hedefim İzmir... Savaşa falan çıkmıyorum sadece bir gezi...


23 Ekim 2012 Salı

sosyopat

Ben erkek arkadaşını kıskanmayıp normal arkadaşlarını kıskanan tiplerdenim.
Kuzenimi deli gibi kıskanıyorum.
Kardeşim gibi...
Ama onun başkalarıyla can ciğer kuzu sarması olmasına dayanamıyorum.
Sanki bana ihanet ediyormuş gibi hissediyorum.
Geçen gün ağladım neden mi?
Hem yalnızdım, İstanbul'u özlemiştim..annemi hemde hayalini kurduğum birçok şeyi ertelemek zorunda kaldım..
Üstüne bir de kuzenimi facebook'ta gıcık olduğum bazı insanlarla yakın görünce  sinirlerim tepeme çıktı.
Evet bugünlerde böyleyim kendimi alışverişe verdim depresyon mu?
Sanmıyorum...
Ama acı verici..
Çünkü uzun süredir bu ruh halim hala devam ediyor..

18 Ekim 2012 Perşembe

Allasen eğer okumuyorsa kimse okumuyordur!! yirmi yerden aynı yazıyı paylaşmanın anlamı nedir?
Normalde selam vermez ama yazı yazdım oku demek için selam verir. Bu kadar mı mala bağladınız?

16 Ekim 2012 Salı

Bazen

Bazen insan aşık olur ama kimse yoktur etrafta.
Aşık olduğun kim?
Kime bakıyorsun öyle anlamsız?
İnsanlar konuşurken sen ne düşünüyorsun öyle dalgın dalgın?
Onun olabileceği yerlere gitme çabası neden?
O kim???

14 Ekim 2012 Pazar

Hayırrrrrr

Yok hayır bir daha bu kadar içip saçmalamıcam allahım neler yaptım ben öyle??
yo yo onları ben yapmış olamam
....
En son bir Alman'a adının rus asıllı olduğunu söylüyordum.
Kendim sanki orijin uzmanıyım yaaa allahımm!!!!

11 Ekim 2012 Perşembe

Yürü ya kulum

Yok bana yürü ya kulum denmedi henüz!!
Telefon sürekli meşgul tam hat düştü derken aaaa aradığınız kişiye ulaşılamıyor.
Fal baktırdım; 1 yıl içinde yüzük, evlilik var dedi, Allah versin dedim.
Nihayet dün içimdekileri döktüm ama karşımdaki anladı mı tam olarak emin değilim.
Telefon hala meşgul....
Lanet...
"E" harfinde biriymiş, yurt dışında yaşayacakmışım.
Acaba bir gün gerçekten güzel yemekler yapabilecek miyim?
Allah'ım meşgul olan telefonlardan nefret ediyorum.
Yakışıklı ve sevgilisine kul köle olan erkek arkadaşa sahip çirkin kızlardan da...
Allah'ım şu E harfi de biran önce karşıma çıkacaksa çıksın
Dinimiz amin

10 Ekim 2012 Çarşamba

Mutlulukla hüzün arası

4 gün İstanbuldaydım, Kartal sınırlarını aşmadım, hep annemin dizinin dibindeydim.
Sadece 2 akşam biricik arkadaşımın ev görmesine gittim.
Evlenesim geldi, öyle güzel düzmüş evini, bayıldım.
Avusturya'dan yengem ve kuzenim gelmişti, İstanbul'a asıl gitme sebebim buydu. ikisini de ilk defa gördüm. Kuzenim altı aylık bir piliç, dünya tatlısı, yesen yenir yani öylesine şeker...
Duygu ablam ve Hedaye beni gülmekten öldürdüler. Komşularımız olur kendileri...
Zaten bizim apartman aile apartmanı gibi.
Farklı görüşte birçok insan huzur içinde yaşıyoruz.
(Huzur Sokağı tanıtımına benzedi:))
Annemi gerçekten özlemişim.
Bazen bazı şeyler insana ağır bir yük gibi geliyor...
Özlem gibi...
Ana kokusu gibi...
İstanbul havası gibi....
Gerçek komşuluklar gibi....

2 Ekim 2012 Salı

Bazı şarkılar

Bazı şarkılar hep yürek acısıdır, hep bir sızıdır...
Dinledikçe gözleriniz uzakları arar....
Ve uzaklar yakın olsa da hep uzaktır..
Ayağıma diken battı gül sandım,
Çok dostlarım düşman imiş bilmedim

1 Ekim 2012 Pazartesi

Nasıl söyler insan??

Allah'ım bana güç ver.. Biranda söyleyivereyim. Hiç tereddüt etmeden...Öylesine çıksın kelimeler ağzımdan.
Karşımdaki dişlerini gösterse de korkmayayım.
İşte böyle bir durumdayım şu günlerde....

28 Eylül 2012 Cuma

gugıl

Hayatım olmuş google... neredeyse çişim geldi mi diye google'a danışıcam.
Dün gece uyuyamadım.. tavana bakıp salak salak şeyler düşündüm.
Neden uyuyamadığım konusuna gelirsek;
Arkadaşım çığlık atarak erkek arkadaşıyla kavga ediyordu.
Neden Allah'ım?
Yani beni aşktan soğutacak örneklerle karşılaşıyorum. Bunu da google'a sorucam!!!
Tavana bakarken bunu da düşündüm. Şu aralar çevremde pek iyi örnekler yok.
Bağırmalara gelemiyorum.
Kavgalara hiç. Biran önce kış gelsin.
Evet bunu da tavana bakarken düşündüm.
Neden mi?
Kalorifere yapışık, sıcacık çayımla beraber kitap okumak istiyorum...

27 Eylül 2012 Perşembe

Düttürü dünya

Gel zaman git zaman,
insan yapamadığı şeyleri bir çırpıda yapabiliyor.
Söyleyemediği, dilinin ucunda olan kelimeler ansızın dökülüyor....

26 Eylül 2012 Çarşamba

Hayalet *_*

Angaralı bir bebe olaraktan...
Birkaç kez görmüşlüğüm vardır Hayaleti... Behzat Ç'nin Hayaleti:)
düşündüğünüz hayaleti görsem şuan buraya değil akıl hastanesinde duvara bokumla yazı yazıyor olurdum. (Af edersiniz bu cümle için)...
Ama ben Harun'u görmek istiyorum. Ergene bağlamış olabilirim şuan.... Görünce boynuna atlamicam ama olsun. Göreydim iyiydi...
Şimdi başka bir mesele ise;
Bir arkadaşım trip atmak için ters soru işaretini kullanıyormuş... Mesela erkek arkadaşına mesaj yazacak ; ''Hmm akşam eve gidip dinlenmece¿'' gibi...
Allah'ım iki saat güldüm.. Birincisi İspanyolca'da bu işaretin kullanıldığını ve soru cümlesinin başına geldiğini biliyor falan zannettim. ama yok.. bizimki sadece trip atmak için kullanıyormuş. İkincisi bunu galiba yalnızca o kullanmıyor. Bilemedim ben ilk defa duyuyorum...
tamam ergenler böyle garip garip işaretler kullanıyorlar misal; .d ne demek bu hala anlayamadım...
Neyse anlamamam daha hayırlı bence...:)
Bu arada *_* bunu seviyorum:)

25 Eylül 2012 Salı

Susalım hep beraber

Hepimiz sussak...
Biran için tüm dünya sussa, hiç ses olmasa...
Ne araba kornaları, ne ayak sesleri, ne acı fren sesleri 
ne de benim harflerim olsa...
Biran sadece yazsa ya da okusa herkes...
Bağırmasa kimse...
ya bir köy olsa uzakta hiçbir şeyden habersiz, ya da şehrin çocuğu geçmişe dönse izi olmaya günlere.
Duvara saklanan mektup olsak..
Ya da çeşme başı güzeli..
Köy kahvesinin önünden geçen narin genç kız...
Ama kimse konuşmasa...

24 Eylül 2012 Pazartesi

Laleli Belkıs

İp atlayasım var.
O günlere dönüp güzelim sokaklarda kaybolmayan temiz ruhlarla birlikte olmak istiyorum.
Hiç kötülük yokken...
Annemin evde yaptığı ekmek arası peynirle geçiştirmek istiyorum öğle yemeğimi.
Sek sek çizip oynamak,
Yerden yüksek oynarken hiç yenilmeyip, istopta topu her zaman havada tutmak ,istiyorum.
Herkesin elinde deli gibi akıllı telefonların olmadığı, en teknolojik şeyin sanal bebek beslemek olduğu günlere dönmek istiyorum.
Sıdıkayı izlerken, aa aynı benim annem, aa bizim evdeki çay tabaklarının aynısı diye şaşırmak...
Mahallenin Muhtarlarındaki meraklı Melahat'ın kopyasının karşı komşum olduğu günlere dönmek istiyorum.
Kapıyı yarım yamalak açan, sokak kapısında karşılaşınca bir selamı fazla gören insanları değil,
Çay demlediğinde evdeki en küçüğü gönderip seni davet eden komşuları istiyorum.
Evet ben 90ları şimdi yeniden yaşamak istiyorum.
Karşımda elinde telefonla durmadan tweet atan biri değil konuşabileceğim bir demlik çayı sohbetle bitirebileceğim birilerini istiyorum...

19 Eylül 2012 Çarşamba

Cehalet içinde devinim

Başlıkta sanki önemli bir makalenin başlangıcını yapıyor muşum gibi gelebilir lakin devinimin anlamını tam olarak bilmemekle beraber bi kere olsun kullanmak istedim.
Şuan okuduğum kitap '' Edebiyat ve Patates Turtası Derneği'' çok güzel bayıldım...
Yalnız kitabı okurken yeni öğrendiğim bir şeyi paylaşmak istedim.
Belki siz çoktan biliyorsunuz ve ben yazdığımda mala bak yeni öğrenmiş bir de kitap kurduyum diyor kendine diyebilirsiniz!! Size öğrenmenin yaşı olmadığını hatırlatmak isterim:)
Öğrendiğim şey Jane Eyre ve Uğultulu Tepeler'in yazarları kardeşmiş.
Nayır nolamaz....
Brontë Kardeşler...
Charlotte, Emily ve Anne Brontë....
Kitapta isimleri geçtiği için bakayım dedim ve şak !!!
Benim için şaşırtıcı oldu..
Neyse dalga geçmeyin benle anacım naparsın işte bazı şeyleri de bilmeyi verelim nolacak!!

18 Eylül 2012 Salı

Bir küçücük aslancık varmış

Tepeleme aşıklar ordusu var karşımda.
Çoğu sürekli kavga eden cinsinden,
Bir gece birbirlerine nefretlerini kusuyorlar, diğer gece aşktan ölüyorlar.
Bir kısmı tekrara düşmüş, aynı şarkı çalıyor yıllardır.
Bu kısım uzun süredir birlikte olmanın verdiği garipliğin içerisindeler.
Bıraksan olmuyor( çünkü yılların birikimi, sevgisi var) bırakmasan daha bir kötü.
Aşk yok.
En son kısım ise platonikler...
Ahhlar vahlar havada uçuşuyor.
Evet, evet bana baktı.
Fotoğrafıma yorum yapmış kesin benden hoşlanıyor naraları her yerden duyulmakta.
Aşkın en güzel anı başladığı zaman galiba.
Her iki tarafta aşkı yeni yeni tadarken, tüm kusurlar ya saklanır ya da görmezden gelinir.
Bu yüzden değil midir ki insan bir psikopata bile aşık olmakta zarar görmez?
Ya da bir mahkuma aşık olur, en basiti serserinin tekine bilir o adamdan bi bokum olmayacak.
Ama aşk işte, varsın kusurları öyle dursun.
Hepimiz monotonluktan ziyade heyecanı tercih ederiz.
Bu yüzden bazen yıllardır süren düzenimizi bir çırpıda bozabiliriz.
Yeter ki kalbimiz hafiften hareketlensin.
Bazen kavgayı bile sırf bu yüzden başlatabiliriz, Sırf biraz hareket olsun diye....
İçimizdeki yırtıcı hayvan bu gibi noktalarda ortaya çıkıyor galiba..



17 Eylül 2012 Pazartesi

Canım?

Lütfen tanımadığımız insanlara canım demeyelim, diyenleri uyaralım.
Özellikle alışveriş yaparken mağaza çalışanlarına ''Aa Canım şunun şu bedeni var mı?'' diye soru yöneltenlere iki tane tokat atalım!!
Artı hiç tanımadığı insanlara tatlım, şekerim, canım diye hitap edenleri bir ülkeye toplayalım onlar orada birbirlerini böyle çağırıp dursunlar:)
Ahahaha isim falan olmasın...

14 Eylül 2012 Cuma

Ölümsüzlük suyunu bulamayan yorgun savaşçı

Gökyüzü her ne kadar pırıl pırıl olsa da mevsim değişecektir..
Önce hafif serpiştiren yağmurlar ardından boran..
Bir bakmışsın simsiyah saçlarına karlar aklar düşürmüş.
Ardından yine güneş...
Bir uyanmışsın herkes mutlu, gözlerinin içi gülüyor, aile ile yapılan sonsuz güzel bir kahvaltı,
Ertesi gün ağıtlar var etrafta..
Bir sonraki gün doğarken bir bebek ağlamaklıdır gözler.
Sevinç mi hüzün mü?
Yine yağmur, kar, sıcak, soğuk...
Yaşamak ve yine yaşamak..
Yorgunken bile yorulmak istememek.
Uyurken uyanık olmayı dilemek...
Uyanıkken hayal kurmak.
Aşıkken gelecek kaygısı taşımak...
Sevgiden yoksunken köpek gibi seviyor olmayı dilemek.
Ağlarken kendini tutamamak
Gülerken engel olmaya çalışmak
Ve yaşarken ölmeyi dilemek
Ölüme yaklaşırken; yeni doğmuş bir bebek olmayı istemek...




Baktıkça kahkahayı patlatırım

Allah'ım arkadaşımla bunun geyiğini o kadar yaptık ki!!! Gülmemek elde değil, ki bunu çözen arkadaşın alnından öpmek lazım;

13 Eylül 2012 Perşembe

Dertler benim, çile benim hayat senin senin olsun

Arabam olsun arkasına hemen nescafe bile üçü bir arada ben hala yalnızım yazdırıcam....
Bugün böyle Orhan baba takılıyorum.
Bazen diyorum ki hani şöyle bir insan evladı olsa;
Gelse yanıma ve dese ki hayatı biraz kolaydan al ben seninleyim...
Birbirimize salak saçma şarkılar göndersek, mala ağlayıp isimlerimizi birleştirerek (güç birleştiriyoruz sanki a.k.) facebook hesabı açsak..
Onu bulamayınca İsmail YK'dan nerdesin şarkısını dinleyip bunalıma girsem..
O uyuduğunda mesaj atsam; " Uyudun galiba ii geceler" ahahah böylesine kıroca bir aşk yaşamak istiyorum.
Belki böylesi geldi beni evde bulamadı!!! Bana bu şarkıyı söylemiş olabilir mi acaba?

12 Eylül 2012 Çarşamba

Son Dakika

 Yayın akışına kısa süreliğine ara vermek zorundayız sayın izleyiciler...
Ahh keşke mal insanlar size yamuk yapacakken adamın hası çıkıverse ve son dakika yumruğu atabilse...
Söylemek istediklerimizi gevelerken, cengaverin teki aman bacım işin aslı bu deyiverse. Nerde....
Ya da Sabrina misali büyü yapabilsem, dangolozları domuza çevirebilsem... Ay allahtan sihir gücüm yokmuş. Yoksa çamur içinde boğulurduk. Şükür Yarabbim....
Daha fazla kırılmak, küsmek, üzülmek, depresif takılmak istemiyorum. Bu nedenle hayatımın bu noktasında bir çok şeyi değiştirmeye karar verdim, şu iki üç dakikada... Son Dakika....

  1. Geveleme alanında uzmanlaşmayacağım.
  2. Beğendiğim iki ayakkabı var, bir de pantolon, bir de ceket tamam tamam birkaç bir şey onları alacağım.
  3. İlk fırsatta ya İngiltere'ye ya da Almanya ya gideceğim(dinimiz amin)
  4. Kendi küçük evime sahip olacağım, sadece benim olacak vurucam kırbacı vurucam kırbacı!!!!


Hayatımın akışı şuanda sağa saptı. Dümdüz gidersem adını Suzan koydum; acıların kadını dizisini izlemek zorunda kalabilirdiniz...
Emir gibi Super Hero olmadığım için bok yoluna gidebilirdim.
Allah'tan çıkış tabelasını erken gördüm. Sinyal vermedim kusura bakmayın...




Resimler şuralardan bulundu... Valla kendim gitmiş olsam alasını çekerim. ahahaha;

10 Eylül 2012 Pazartesi

Bugünün genel görünümü

Arkadaş çevreniz vasıtasıyla tanışacağınız birisinden ani bir yaklaşım görebilir, bir yere davet edilebilirsiniz. Siz bir akrep kadınıysanız bugün bir erkek sizi baştan çıkartma gayretleri içine girebilir. Onun gerçek niyetini ilk anda hemen anlayabilirsiniz. 

Evet bu Akrep burcunun bugünkü yorumu...
Allah arttırsın...

Huzur Sokağı

Biraz geç oldu ama olsun....
Cuma günü ev arkadaşımla oturduk televizyon izliyoruz. Emir'in Yolu'na baktık Allah'ım Emir mübarek kurşun geçirmez, mutant olmuş hiçbir şey etkilemiyor. Ben olsam arka sokaktan atılan kurşun gelir beni bulur.
Her neyse biraz saçmaydı yani...
Sonrasında kanallar arasında gezinirken Huzur Sokağı'na denk geldik. Gelmez olaydık.
Allah'ım açık olmak resmen suç gibi gösterilmiş.
Açık kızlar şımarık, ailelerinde problem var...
Kapalı kadınlar mutlu, günahsız....
Bir bölümde Kutsi'nin kız kardeşi açık kızlara özeniyor annesinin cevabı aa onlar bizden değil oluyor.
Çok ayıp...
Tamam tabi ki her zaman başı açık insanların olduğu diziler çekilmemeli ama bu şekilde de zan altında bırakılmaz..
Garipsedim.
Arkadaşımla baya geyiğini yaptık.
Ezik miyiz la biz dedik...
ahahaha
Allah sen...
Güven Hokna'ya da hiç yakışmamış kapalılık....

7 Eylül 2012 Cuma

Ömür boyu sessizlik

 Bu ülkeden, pişmiş pişmiş sırıtan mallardan, benim gibi sadece sosyal medyadan tepki gösterenlerden sıkıldım.Arap Baharı değil Katrina Kasırgası vursa bizi bi bok olmaz.
Hep aynı....
25 şehidi duyunca biran hiçbir şey hissetmediğimi düşündüm. Ama sonrasında bilmem ne bakanı ahh pardon Orman Bakanı açıklama yaparken arkada duyulan feryatları işitince kendime gelemedim....
Bilmiyorum, bilemiyorum...
Ya çok azız, ya hiç yokuz. Bıçak kemiğe değil kalbe dayandı..Dayanmakla kalmadı yavaş yavaş acı çektirircesine deşiliyor.
.........
İstediğimiz kadar #hükümetistifa diyelim, bağıralım çağıralım, olan ruhu darda, evleri küçücük köylerde olan olanlara oldu. Sana, bana, bize değil o küçücük; umudu yüreğinden büyük ailelere oldu.

6 Eylül 2012 Perşembe

Kuşlar gibi özgür fakat kafeste...

-Erdoğan Abi sen iyi bir adamsın babama olan nefretini bize hiç yansıtmadın.
-Ben Moskoflu Recep'ten nefret etmedim ki...
-Nasıl yani, peki ya Ümmihan'dan?
-Ondanda etmedim
-Hiç mi?
-Hiç...
-Allah Allah, Ben ikisinden de nefret ediyorsun sanıyordum.
-Erdoğan'ın berrak gözlerinden bulutlar geçti; ''Öldüm kızım ben o gün. Ölü insan nefret eder mi?''
Hande Altaylı, Kahperengi, Sayfa;249
......Aşık bir insanın hazin yakarışıdır bu.....

5 Eylül 2012 Çarşamba

Dram kraliçesi

Dün ilk defa televizyon izlemedim.
Sizler için küçük benim için büyük bir adım bu:)
Bundan sonra da izlemeyi düşünmüyorum....
Hande Altaylı'nın Kahperengi kitabına başladım dün...
Televizyon izlememek iyi geldi, öteki türlü mala bağlayan bir Suzan profili vardı. her dizi hakkında bilgisi olan...
Ayrıca her dizide ota boka ağlıyordum..
Allah'ım her şeye ağlar mı bir insan?...
Zaten 2 saatlik dizinin 1 saati reklam. Nefret....
O yüzden yavaştan bırakmadım birden kestim izlemeyi.
Sanki sigarayı bıraktım te Allah'ım

3 Eylül 2012 Pazartesi

Ya ben ya diğerleri

Yaa garip olan ben miyim yoksa insanlar mı abartıyor?
Ne mi?
Leyla ile mecnun!!!
Birkaç kez izlemek için kendimi zorladım, çünkü insanlar manyak gibi İsmail Abi, bilmem ne bakkal hakkında konuşuyor, espriler havada dans ediyor...
Dedim benim ne eksiğim var dur bakayım...
Ama yok hiçbir anlam veremedim diziye!!!

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Silsile

Karmaşıklık insanın doğasında var. Sadece bir evet ve ya hayır demekle olmuyor tüm sorunlar çözülmüyor ne yazık ki!!!
Istırap çekmektense hadi bari karşımdakinin dediği olsun derseniz çoktan başınızı eğmiş köleye dönersiniz.
Hayatın anlamsızlığını kabul etmektense biran önce ileriye adım atmalı ve yaşanması gerekeni yaşamalısınız.
Yok, ben böyle iyiyim; zaten başıma gelen gelmiş, bundan sonra iflah olmam diyorsanız, elinize bir etiket alın üzerine malım yazın ve alnınıza yapıştırın.
Hiçbir şey size engel değil, evet karmaşıklık her daim mevcut fakat siz ruhunuzun ve kalbinizin ışığını takip ederseniz mutluluğu er geç bulacaksınız.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Geçen gün

Fıkra başlangıç cümlesi gibi oldu geçen gün bir İtalyanla tanıştım.. Yakışıklı allah sahibine bağışlasın bana bağışlayamaz çünkü çocuk kızlardan hoşlanmıyor allahım sen bana sabır ver... Niye mıknatıs gibi çekiyorum bunları ben. tamam birkaç yakın arkadaşım var böyle eşcinsel olan ama yakışıklısını görünce lanet ediyorum onların ve kendi kaderime.

16 Ağustos 2012 Perşembe

açılın açılın yüzyılın genci geliyor

Saçlarımı turuncuya boyatıp kaşlarımı simsiyah bırakasım var, öylesine boş verdim bu aralar:)
Alışveriş yapmak istiyorum;
Kredi kartı borcu altında boğulmuş durumdayım...
25 Ağustosu dört gözle bekliyorum neden mi Ankaralı bebeler olarak bir buluşma ayarladık, zira Erzincan'da doğdum İstanbul'da büyüdüm fakat ben de artık Angara Birdz hissediyorum kendimi,
La bebe diye enseye şaplak atasım var:)
Kızları çok merak ediyorum;
Ankara'da arkadaşlarım var ama yeni insanlar yeni yeni yaşamlar, gülen yüzler keşfetmek istiyorum.
Şimdiden uyarayım seversem bırakmam niahahhahahaha

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Saygılar

Sevgili Laf Salatası beni mimlemiş;
Kendimizi 15 yıl sonrasında hayal etmeliyiz;
Gözlerimi kapatmama gerek yok şekerler zira ben her gece geleceğim düşünü kurmaktayım.
15 yıl sonra 2027 yılının Ağustos ayında tamda bu saatlerde;
Ben yanımda biricik  kocamla (dinimiz amin) Italians filmini izlicez.
Romantik bir film değil.
Sonra ben ona filmi dondurup; allasen kocacım bana Vespa alsana diye zarf atıcam o da ayyy benim canım ciğerim kuzu sarmam sen yeter ki vespa iste ben sana almam mı diyecek!!!
Ahh ne mutluyum;
Sonra film bittikten sonra ben kalkıp bi evi toplayacağım;
Ahh anam bu bana ondan yadigar bir özellik genetik napcen?
Annem karanlıkta evi süpürür siler çay demler.. Böylede garip bir insan.
Huy çeker:)
İşte benim 15 yıl sonraki halim bu;
Bu arada çocukları uyutmuşum tabii;
Evli mutlu çocuklu;
ve o zamana kadar Demet Akalın gibi şarkıcıların (sanatçı kelimesini kullanamam kusura bakmayın) neslinin tükenmesini diliyorum:)

9 Ağustos 2012 Perşembe

Mim

Sevgili Bricit beni mimlemiş, biraz geç oldu ama olsun:) İşte garip sorular;

Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?
Kemal Sunal bir filminde çok az ömrünün kaldığını zannediyordu. Kazandığı parayı falan umumi tuvalete yatırmıştı. Bende böyle şeyler yapardım herhaldeama önceliğim bir insan var; bir güvercin bulup onu eğitip her gün o insanın kafasına pisletirdim ahahaha. 

Fobileriniz , takıntılarınız var mı ? Varsa neler ?
Çok garip takıntılarım var ;1. Akşam evde kimse yoksa bulunduğum odaya kapanır(gerekli malzemelerle) daha da o odadan çıkmam 2. Evde birileri varsa gece uyurken kapıyı kapatamam. İşte ben böyle de bir malım:)

Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız?
ooo ne yapmazdım ki? Kitapçı falan soyardım ama sonra sıkılırdım... Geyik yapacak kimse yok, Annem Babam Kardeşim .... Yok yok ben böyle iyiyim. 

Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız ? Neden ?
Öncelikle İngiltere'den başlardım.. Oradaki şatolar malikaneler çok hoşuma gidiyor. Ayrıca kapalı havası da tam bana göre. 

İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz ? 
Şuana kadar sadece bir ayıyı; çalmadan oynar bizim ayılar müziği eşliğinde eğitmeye çalıştım ama nafile bir çabaydı.

En son yaşadığınız küçük düşürücü , unutamadığınız olay ?
Allah'ım hatırladıkça mideme kramplar giriyor. Bir davet için cevabı davetin ertesi günü verince karşımdaki yabancı çocuk krize girdi telefonda ve kapatmamı bile beklemeden döndü arkadaşlarına kendi dilinde anlattı olayı kopan kahkahayı annem bile duymuştur istanbulda..

Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?
Acil durum paketim(içinde ne ararsan var; selpak, ped..), kitabım, rujum:)

Hayatınızın bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz ?
Kitap olsaydı David Safier'in Aniden Shakespear kitabı olsun isterdim. Çok güzel...Film ise herhalde Cennetimden Bakarken filmini isterdim çok hüzünlü....

En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız ? 
Giderdim ve onlara türk gelenek göreneklerini aşılardım. Böylece uzayda ilk mangal partisini ben vermiş olurdum. Erişte bile yapardık ajajaj

İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapacağınız ilk şey nedir? 
Valla billa Ahmet Kural'ın yanına giderdim. Kedi canını senin

Kendimizi kötü hissettiğimizde yaptığımız şeyler?
Hemen fona hüzünlü bir müzik açarım, biraz ağlarım, sonra hareketli bir parçaya geçip dans ederim. Dışarıdaysam bir kitapçıya uğrarım ve en azından bir kitap alırım. Deniz kenarındaysam saf saf denize bakarım.
Kuzenimi ararım onla ağlaştıktan sonra o zaten beni güldürür...:)

İsteyen herkes bu mimi cevaplayabilir en azından okuyanları zorunlu tutuyorum nihahaha 

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Çabucak bitiyor her şey, mutsuzluk dahi...

En son yazımı Alevilik üzerine yazmışım, sonra Malatya konusunda yakınmışım... Ardından Başbakan çıkıp birkaç bir şey söylemiş yine bir ucube kelimesi geçmiş aradan. Artık dinlemiyorum sıkıldım manasız geliyor her şey...
Kendini yırtmanın bir anlamı yok diyerek hayatıma devam ediyorum. Zaten olimpiyatlarda da bir halt yaptığımız yok. 100 kişiden bir güreşçi bir şeyler yaptı, E yani onu da yapsın artık.
Bu hafta sonu kuzenimi görmek için İstanbul'a gittim. Sadece 2 gece hiçbir şey anlamadım... Kartal sınırları dışına çıkmadım. Şöyle söyleyeyim İstanbul Kartal'ın yarısından çoğu Erzincanlı buda benim yolda yürürken mutlaka bir akrabaya, tanıdığa denk gelme ihtimalimin %100 olduğu anlamına geliyor. Dolayısıyla el sallamaktan ve selam vermekten yorgun düştüm:)
Onun dışında bu aralar Lisa Gardner'ın Saklambaç'ın okuyorum elimden bırakmakta baya zorlanır oldum, okuduğum en iyi kitaplardan biri.
Bir başka kuzenim ise Ankarayı görmek suretiyle benimle buraya geldi. Olgunları gösterdim çılgına döndü. Umarım yengem bu turistik faaliyetten dolayı fazla sinirlenmez zira kuzenim şimdiden 100 lirayı gözden çıkarmış durumda.. O kitapları nasıl götürecek, işte o konuda hiç bir fikrim yok...
Benden bu kadar. Bu arada Bricitim beni mimlemiş en yakın zamanda cevaplayacağım....

1 Ağustos 2012 Çarşamba

İtalyan Enteller, Amerikan Danteller

sayısız denemeler sonucu aşk konusunu sonsuza dek kapatıp(mübalağa) kendimi kültür sanat etkinliklerine veriyorum. Ahh tabi ki yalan zira benim kültür sanat etkinliklerim genelde arkadaşlarla makara yapmak ve kitap okumak. Şu aralar zaten zihin bulanması yaşıyorum aşk biraz bekleyebilir gerçi gözüme birkaç yakışıklı kestirdim fakat emin değilim. Biraz daha düşüneyim tabii onlar da beni bekliyorlardı ya!!! Hey Allah'ım!
Abiler, ablalar hepinizi saygıyla selamlıyorum, aşık olanları ve karşılık bulanları kıskanıyorum(ama şirin bi kıskançlık bu) ayda 10 kitap okuyanlara şaşkınlıkla bakıyorum ve gıpta ediyorum, tatile gidip fotoroman bastıranlara Ankara karasal iklimini gönderiyorum. 

31 Temmuz 2012 Salı

Maeve Binchy

Çok üzgünüm, sevdiğim nadir yazarlardan biri hayata gözlerini yummuş... Neredeyse tüm kitaplarını okumuştum, okuduğum her kitabında kendimi Dublin'de hayal ederdim. Bana tüm hissettirdiklerin için ve yarattığın tüm o güzel karakterler için teşekkürler Maeve....

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Şaka gibi

Evet şaka gibi, zira alevilik üzerine yazdıklarımın üzerinden çok geçmeden gördüm ki gerçekten haklıymışım. Müslümanlık tam olarak anlaşılmamış insanlar tarafından. Malatya'da bir ailenin evi alevi oldukları ve oruç tutmadıkları için taşlandı, 50-60 kişilik grup tekbir getirerek eve zıvanadan çıkmış bir şekilde saldırmışlar. Yazıklar olsun... Madımak'tan ne farkı var, aynı zihniyet, aynı fikirdeki bir grup....
Allah'ım ıslah etsin. Onlara da azınlık olma duygusunu yaşatsın.!!!!

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Başkatip yazar sekreter çizer

Baştan aşağı sorunlarla debelendiğim şu mezuniyet ardı iş yaşamı dönemimde bir şeyler eksik galiba....
Eksik olan şey üniversite yıllarında hayalini kurduğum iş hayatında o kadar çok para kazanmıyor oluşum ve bitmek bilmeyen ihtiyaç listem.
Aşk deseniz zaten yok. Belkide bu yüzden kendimi alışverişe verdim. Onu da alayım aman dünyaya bir kere geliyorum şunu da alayım da alayım. Bok var sanki... Kitap deseniz okuyamadıkça daha çok oluyorum tıpta bu hastalığın adı mala bağlayarak kendini bir kısır döngü içerisinde zannetmek.
O kadar da çok para kazanmıyor değilim şükür rabbime bundan daha az paralarla da geçinmişliğim var.
Romanlarda gerçek aşkları ve zengin hayatları okudukça vay anasını bu nasıl hayattır diyerek sağa sola bakınıyorum. Sağa sola bakınmamın sebebi acaba gerçek hayatta mıyım çırpınışlarıdır.
Ahh yine saçmalıyorum

Alevilik

     Türkü çalınıyorsa bir evde, herhangi bir odanın duvarında Hz. Ali temsili resmi varsa bilin ki Alevi bir ailenin evindesiniz. Türküler benim  ailemin vazgeçilmezidir. Biz gençler, ben ve kuzenlerim, eğlenmek için türkü bara gideriz. Toplandığımızda mutlaka biri vardır bağlama çalan. Deyişler söylenir, ağlanır, gülünür...
     Her arkadaşım bana Cemevi'nde ne yaptığımızı soruyor. Biz perşembe akşamları Cem tutuyoruz. Dışarıdan size türkü söyleyip dans ediyormuşuz gibi gelebilir lakin bu bizim Allah'a yakarışlarımızdır. Ruhumuzu temizleme biçimimizdir. Ve evet bizlerde Müslümanız, Hz. Muhammed bizimde Peygamberimiz. 
Yolumuz Ali yolu diyoruz, ee zaten Hz. Ali'de peygamberimizin yolunda gitmiyor muydu? Neden bu kadar nefret? İnsan neden bir insanın boynunda Zülfikar gördüğü zaman çıldırır? 
     Türkü sesinin geldiği evden korkmayın, o evlerde kötülük olmaz. Cem tutarken akşamın sonunda hoca sorar: Küs olan var mı? olan varsa kalkar küs olduğu kişiyi gösterir ya da adını söyler böylece küsler barışır. 
Ben siz biz ayrımı yapmıyorum. Ne yazık ki şunu kavrayamadık henüz: İyi insan Kötü insan vardır: İnsanlar ait oldukları gruba, dine göre değerlendirilemezler. 
     Bazen gözüm yaşarır, Aleviler hakkında kötü konuşulduğunda, neden mi?
     Çünkü benimde annem, babam, akrabalarım iyi insanlar. Ben komşumuzun bizim hazırladığımız helvayı yemediğini bilirim. Ve bunu yapan namazlı abdestli bayan hocadır. Ya okuduklarımızı anlamıyoruz ya da anlamak istemiyoruz. İnsan olalım, Yaradanı sevelim Yaradandan ötürü. 

   

24 Temmuz 2012 Salı

Benden bir cacık olmaz....

olmaz arkadaşım çünkü çoğu zaman mala bağlıyorum.
şöyle ki pazar akşamı arkadaşlarla kahve içmeye gittik. çok soğuk ya havalar sıcak bir şeyler içeyim dedim. böyle de garibimdir. Neyse, yani arkadaşım beni uyuz etti. normal konuşuyorum, yok efendim konuşmasını bilmiyormuşum. abuk subuk konuşuyormuşum. muşumda muşum...
Allah'ım gerçekten bazen bazı insanların suratına iki çakasım var, kendine gel hop noluyor diyerekten.
Ama ne yazık ki ben sesimi bile çıkaramadım. Çünkü ne yazık ki ben tartışmaları sevmeyen, insanların kalbi kırılacak diye ödü kopan bir insanım...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

ruh bunaltısı, arkadaş kusmuğu ve acı gerçek

Çevrenize baktığınızda kaçı sizin gerçek dostunuz, kaçı sizinle yan yana yürümekten çekinmez, hangileri ateşe atar kendisini sizin için?
Ben çevreme baktığımda çok azını görüyorum yanımda.... 
bir liste yapmak lazım sadece gezilecek görülecek yerler için değil sevilecek ve dövülecek insanlar için.

17 Temmuz 2012 Salı

Ankara Buluşması

Canlar ciğerler kuzu sarmalar Sevgili Pinuccia ve ben Ankara buluşması ayarlayalım diyoruz... Tunalı ve ya Kızılay civarı bir yerde buluşacağız. Sayımız belli olursa ona göre mekan ayarlarız. Bu yüzden Ankaralıları buraya alayım lütfen!!!

10 Temmuz 2012 Salı

Eski zamanların prensi

Gözüme ilişen eski fotoğraflar, kulağıma takılan eski şarkılar...
Tek bir şeyi bağırıyorlar; eskiden daha güzeldi aşklar, daha yalın, daha gerçek...
.... Sessiz bakışlar, birkaç satır... yatmadan önce kurulan masum bir hayal silsilesi...
Ve ben şimdi etrafımda umarsızca eski zamanların prensini arıyorum...

30 Haziran 2012 Cumartesi

Benim, olduğum gibi....

Şimdiden uyarayım bol fotoğraflı bir post olacak bu:)
Öncelikle Ankara'da canım diyebileceğim insanlardan biri yarın Fransa'ya gidiyor. Sadece bir aylığına gidiyor. Ama bu kuru Ankara arkadaş olmaksızın çekilecek gibi değil:( Üniversiteyi de burada okumama rağmen herkes göçüp gittiği için kendimi çöl ortasında terk edilmiş gibi hissediyorum...
Tabi hala bir arkadaş çevrem var, herkes işinde gücünde olduğu için bazen 1-2 hafta görmediklerim oluyor.
onunla vedalaşmak için iş çıkışı tunalıya geçtim. iki saat d&r'da dolaştım. Eli boş çıkmadım. Kitap almaktan kaçındım, zira okumadığım milyon kitabım var.. Bi de çekilişlere katılıyorum:) Çok seviyorum kitap çekilişlerini, sürprizi, kargoyu beklerken geçen günleri...
Neyse dün iş yerimde biri için veda partisi vardı akşam. Dans ettim bol bol... Tabi arkadaşlarla diğer dans edenlerle de dalga geçmeyi de ihmal etmedik. Bu arada arkadaş çevremin yaş ortalaması 40-50, evet ben 24 yaşımdayım.. Ama seviyorum ben onları, napayım iş yerinde en genç benim:) Çok eğlendim. Yarında kardeşim ve kuzenim geliyor;)))
Bir de şu hoşlandığım Klark Kent'le irtibata geçersem benden mutlusu yok:)
İşte size başta uyarısını yaptığım fotolar;
Bunlar benim kitaplığımından;



Bu minnoşu Petshopta gördük, çok tatlı değil mi???


 Bu da arkadaşlarımla son gün hatırası...
 Raffaello'yu başka hiçbir çikolataya değişmem:)
 Bunlarda D&R ganimetlerim;



 Uyuyana Kadar kitabını çok beğendim, kitap Maya'nın yaptığı kitaplaşma etkinliği sonucu eşleştiğim Sevgili Dilek'in hediyesi. Çok teşekkür ederim:) Kitabın kurgusunu sevdim. Akıcı, farklı... Okumanızı tavsiye ederim.

Benden bu kadar, esenlikle kalın canlarım:)

29 Haziran 2012 Cuma

o bana bakar ben ona

Aşık olduğumu söylemiştim değil mi?
Aslında tam olarak aşk değil bir hoşlanma diyelim.
Umarım bir şekilde bana ulaşır. Kendisi bana telefon numarasını verdi ama ben arayıp ne diyeceğimi bilemiyorum. Kendi kendime çelişiyorum ya!! nolucak hiç bilmiyorummmm...
Olay şöyle gelişti;
Bu super hero'yu iş yerinde gördüm, tanıştık ve ben Klark Kent ve arkadaşına yardım ettim. o da bana yazar gibi oldu... Aramalı mıyım? Arasam ne diyeceğim.
Ben en son buna bir şeye ihtiyacınız olursa arayın dedim, o şöyle cevap verdi;
Artık siz arasınız dedi....
Tanrımmmmmm

25 Haziran 2012 Pazartesi

24 Haziran 2012 Pazar

Süper süperrr

o kadar mutluyum ki!!! bu hafta sonum rüya gibi geçti... Önce yengem ve kuzenim geldi sonra canımın içi kardeşim. kendimi İstanbul'da hissettim... Zaten onları uğurlarken ağladım... Tabi onlar gittikten sonra, onların üzülmesini istemedim...
Ne güzelmiş evde tanıdık seslerin ve yüzlerin olması... Darısı tüm gurbetlik çekenlere....

21 Haziran 2012 Perşembe

Tanrım

Faks makinesi gibi hayat, bi ses gelir inceden ve anlarsınız yakında ya kötü ya iyi bir şeyler çıkacak piyangodan.

19 Haziran 2012 Salı

Lanet olsun

Sustuğumuz için bizim, hayvan oldukları için diğerlerinin, Allah hepimizin belasını versin...

Neden, Allah'ım neden?
Kaç yuvaya ateş düştü...

18 Haziran 2012 Pazartesi

hı hı


Ve geçmiş gelip yakanıza yapıştığında sadece panik olursunuz!!!!

17 Haziran 2012 Pazar

Ankaralılar buraya alayım sizi

Merhaba abiler ablalar:) Şimdi ben uzun zamandır diğer bloglarda okuyorum; insanlar buluşuyor, kaynaşıyor book club falan kuruyor, biz neden böyle bir şey yapmıyoruz????
Çok heyecanlandım...

12 Haziran 2012 Salı

Gelişigüzel insanlar silsilesi

Ahh sizinde çevrenizde, her şeyi bildiğini iddia eden, burnu büyük, aptal insanlar var mı?

11 Haziran 2012 Pazartesi

Birbir ardına bırak git

bundan 2 sene önce, tam bu ayda erasmus maceramın son demlerine yaklaşmak üzereydim. nereden mi aklıma geldi?
Cumartesi günü Venedik'te yaşayan Türk arkadaşımla görüştüm. Döndükten sonra aramız biraz bozulmuştu ama tekrar düzelttik.
Garip olan ondan ayrıldıktan sonra hissettiğim garip duyguydu.
Venedik; benim altı ay her şeyi yaşadığım bir rüya şehriydi. Birçok italyan arkadaş edindim. Birçoğuyla çok yakın dost oldum.
Birine ise gerçekten aşık oldum.. O ise tamamıyla farklı bir yönde ilerliyordu. Ah tanrım neden kaç milyon erkeğin içinden öylesini buldum bilmiyorum.
Farklı olarak ben Milano'yu Venedikten daha çok sevdim. Tamam Venedik peri masallarını andırabilir. ama yaşanılacak bir şehir değil... Milano tüm kalbimi çaldı.
Hissettiğim garip duygu ise;
Ben her zaman İtalya'da yaşamanın harika olacağını düşünürdüm. Ama artık bu düşünceden tamamıyla vazgeçtim. Ama Venedik çok güzelllllll
Gidip bir daha görmek istiyorum ama yaşamak asla....

8 Haziran 2012 Cuma

Ne kadar doğru

Beş yılım Ankara- İstanbul yollarında geçti ve her yolculuğumda bir çok şey düşündüm....
Kimi güzel anılar kimisi saçma sapan hayallerdi..
Ama çoğunluğunda pişmanlık var...
Keşke hiç olmasalardı dediklerim...

7 Haziran 2012 Perşembe

Ve ellerim


Geceye yaklaşır ellerim, sadece insan olduğu için gördüklerim ve her şeyiyle sevdiklerim.. Ellerim geceye değil onlara uzanır. Soğuktur gece ayaz vardır. Annen uzakta, baban ise bilinmezdedir. Kardeşin için hasret vardır ötede… Bu küçük insanlar; her şeyleri sana ait olan, hatalarıyla dahi kabul ettiğin insanlardır. Peki ya diğerleri? Neredeler? Boş ver… Uzun yollar var ileride güneşin aydınlatamadığı sarp kayalıklar ve gecenin bile uzak durmak istediği karanlıklar. Hafif tınılı ezgiler var kulağında, kimileri en parlak anlarını yazarken defterlerine, sen hayallerini sığdıramadın. Gecenin korktuğu güneş hep vardı zaten senin için ki kusurlar açığa çıkmalıydı. Tıpkı insanların seni gördüğü gibi sende onları görmeliydin sessiz ve sakin…